Köşe Yazıları

Dünyayı Kaçırmanın Muazzam Hafifliği: JOMO

|
371 Görüntüleme
Özlem Baysal Herkesin bir yerlere yetişmeye, her gelişmeden haberdar olmaya ve "orada" görünmeye çalıştığı dijital bir panayırda yaşıyoruz. Peki ya asıl hayat, o gürültülü kapının arkasında değil de, o kapıyı kasten kapattığımızda başlıyorsa? Gelin, "bir şeyleri kaçırma korkusunu" (FOMO), "kaçırmanın keyfine" (JOMO) dönüştürelim.

Eksik Kalmanın Özgürlüğü

JOMO, aslında bir "hayır diyebilme" sanatıdır. Cumartesi gecesi herkes dışarıdayken evde pijama ve kitabınla kurduğun krallıktır. Gündemi sarsan ama ruhuna hiçbir şey katmayan o tartışma başlığına tıklamamaktır. Bildirim seslerini kapatıp, sadece kendi iç sesini duymaya cesaret etmektir.

Her Yerde Olmak, Hiçbir Yerde Olmaktır

Gerçek şu ki; aynı anda her yerde olmaya çalışırken, aslında hiçbir yerde tam olarak bulunamıyoruz. Bir konseri telefon ekranından kaydederken notaları kaçırıyor, bir sofrayı fotoğraflarken sohbetin tadını unutuyoruz. JOMO bize şunu hatırlatıyor: Hayat, başkalarına kanıtladığımız anlarda değil, sadece kendimiz için yaşadığımız o "sessiz" anlarda gizlidir.

Nereden Başlamalı?

JOMO bir inziva değil, bir seçimdir. Telefonu diğer odada bırakıp sadece gökyüzüne bakmakla başlar. "Ben bunu neden yapıyorum?" sorusunu sormakla devam eder. Eğer cevabınız "başkaları gördüğü için" ise, o anı kasten kaçırın. Göreceksiniz ki dünya batmayacak; aksine, omuzlarınızdaki o devasa yük yerini hafif bir esintiye bırakacak.Unutmayın; en büyük lüks, her şeyi bilmek değil, bazı şeyleri bilmemeyi seçebilmektir.  

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.