Genel

MESAFE_BoşanmaHikayeleri-8

|
335 Görüntüleme
Feza Tuba Hatem Genç Avukat meslektaşıyla evleniyor. Sonrası kocaman bir boşluk ...
Genç kadın avukat mesleğinin üçüncü yılındaydı. Hâlâ bazı duruşmalardan önce kalbi hızlanıyor, ama bunu kimseye belli etmiyordu. Dosyalarını titizlikle hazırlıyor, kelimelerini dikkatle seçiyor, kendine bir yer açmaya çalışıyordu. Onu ilk fark ettiğinde bir duruşma salonundaydı. Adam konuşurken sesi yükselmiyordu ama herkes onu dinliyordu. Gereksiz jestleri yoktu. Sakin, net, ölçülü… Tecrübe bağırmıyordu; duruyordu. Duruşma çıkışında kalemde karşılaştılar. Evrak beklerken yan yana düştüler. “Dosyanızı iyi çalışmışsınız,” dedi adam. Kadın kısa bir teşekkür etti. Mesafeliydi. Ama içten içe bu cümlenin sıradan bir iltifat olmadığını biliyordu. Sonraki haftalarda karşılaşmalar arttı. Önce mesleki sorular soruldu. Genç kadın bir dilekçe konusunda fikrini istedi. Adam detaylıca anlattı ama öğretir gibi değil, eşit gibi. Kadın bunu fark etti. Saygı orada başladı. Bir akşam adliyeden birlikte çıktılar. Hava serindi. Sohbet meslekten hayata kaydı. Adam askerlik görevini henüz yapmadığını, ertelediğini söyledi. Kadın çocukluğundan, hukuk fakültesindeki yalnızlığından bahsetti. İlk kez biri onu sadece “genç avukat” olarak değil, bir insan olarak dinliyordu. Yakınlaşmaları hızlı olmadı. İkisi de temkinliydi. Ama bir noktadan sonra mesajlar uzadı, telefonlar geceye sarktı. Adam onun hırsına, dik duruşuna hayrandı. Kadın, adamın sakinliğinde bir güven buldu. Birlikte olmak kolaydı. Evlendiklerinde gösterişli bir düğün yapmadılar. Sade bir nikâh. Birkaç dost. İki imza. Aynı evde iki masa kuruldu; biri yemek için, biri dosyalar için. Bazen karşılıklı çalışıyor, bazen hiçbir şey konuşmadan aynı odada saatler geçiriyorlardı. Kadın mutluydu. Güvendiği bir adamla, eşit hissettiği bir evlilik içindeydi. Sonra askerlik zamanı geldi. “Altı ay,” dedi adam. “Geçer.” İlk haftalar özlem doluydu. Her gün konuşuyorlardı. Kadın takvim yaprağı koparır gibi gün saymıyordu; zaten geri döneceğini biliyordu. Sonra konuşmalar kısaldı. Mesajlara geç cevaplar geldi. Adam yorgundu, meşguldü, “ortam farklı”ydı. Bir gün bir tanıdık aradı. “Garip bir şey duydum,” dedi. Askerlik yaptığı yerde kendini bekar olarak tanıtıyormuş. Kadın önce güldü. İmkânsızdı. Sonra fotoğraf geldi. Adamın yanında genç bir kız vardı. Samimi bir yakınlık. Başkalarına anlatılabilecek bir “yanlış anlaşılma” değil, inkâr edilemeyecek bir durum. Kadın o an bağırmadı. Ağlamadı. İçinde bir şey netleşti sadece. Aradı. “Orada evli olduğunu söylüyor musun?” diye sordu. Sessizlik. O sessizlik, bütün cümlelerden daha açıktı. Döndüğünde yüzleşme uzun sürmedi. Adam pişmandı. “Saçma bir şeydi,” dedi. “Ciddiye alınacak bir şey değil.” Kadın sakin kaldı. “Ben ciddiyim,” dedi. “Evliliğim de öyle.” Boşanma kararı tartışmalı olmadı. Güven bir kez kırıldığında, o ev artık aynı ev değildi. Süreç kısa sürdü. Duruşma birkaç dakika. Hakim kararını açıkladı. Bir zamanlar aynı yolda yürümeyi seçen iki insan, o gün farklı yönlere gitti. Boşandılar. Ve bazen bir evlilik, büyük kavgalarla değil; bir güvenin sessizce bitmesiyle sona erer.

Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.