Köşe Yazıları

Vitrindeki Özgürlük: Kendin Olma Masalı

|
328 Görüntüleme
Özlem Baysal Dünya bize 'kendin ol' diye bağırırken, aslında elinde bir makasla fazlalıklarımızı budamak için bekliyor. Peki, alkışlanan bir 'sahte' mi olacağız, yoksa kendi sessizliğimizde 'gerçek bir yabancı' mı?"

KENDİN OLMA MASALI: VİTRİNDEKİ ÖZGÜRLÜK

Sloganların Gölgesindeki Gerçek

Her köşe başında, her parlak reklam panosunda ve her kişisel gelişim kitabının ilk sayfasında aynı büyülü slogan çınlıyor: "Kendin ol!" Modern dünyanın bize sunduğu en büyük teselli ikramiyesi bu. Sanki dünya, tüm kapılarını sadece "kendi olanlara" açmak için sabırsızlanıyormuş gibi bir illüzyon yaratılıyor. Ama küçük bir sorun var: Gerçekten kendiniz olmaya kalktığınızda, o kapıların bazen ne kadar sert kapandığını görüyorsunuz.

"İstenen" Bir Kendilik Arayışı

Aslında toplumun bize fısıldadığı o meşhur tavsiyenin gizli bir alt metni var: "Kendin ol, ama bizim istediğimiz gibi bir kendin ol." Biraz aykırı ol ama estetik görünsün. Biraz dürüst ol ama kimsenin konforunu bozma. Biraz farklı düşün ama genel kabullerin dışına taşma. Yani dünya bizden "özgün" olmamızı değil, "pazarlanabilir bir özgünlük" sergilememizi istiyor. Raflarda yan yana dizilmiş, ambalajları farklı ama içindeki kimyasal formülü aynı olan o ürünler gibiyiz; dışımızdaki etiket farklı olsa da tadımız herkesin alışık olduğu o standart şekerli karışım.

Ham Halimizin Yalnızlığı

Peki, gerçekten "kendiniz" olduğunuzda ne olur? Mesela bir ortamda herkesin alkışladığı o "parlak" fikre "bence bu yanlış" derseniz, dürüstlüğünüz değil "uyumsuzluğunuz" konuşulur. Kariyer hırsından vazgeçip "ben sadece biraz yavaşlamak istiyorum" derseniz, özgürlüğünüz değil "başarısızlığınız" tartışılır. Çünkü toplum ham halimizi değil, törpülenmiş ve başkalarının aynasında güzel duracak yansımamızı sever.

Görünmez Jürinin Gölgesinde Performans

Aslında bu "kendin ol" çağrısının bizi bu kadar yormasının bir sebebi var: Sürekli bir performans sergilemek. Sabah uyandığımız andan itibaren, zihnimizdeki o görünmez jüriye kendimizi beğendirmeye çalışıyoruz. Oysa gerçek "ben", bu tanımların hiçbirine sığmayan, bazen ne istediğini bilmeyen, bazen sadece susup durmak isteyen o çocuksu halimizdir.

Sıradanlığın Devrimi

Belki de kendimiz olmak, büyük bir devrim yapmak ya da dünyayı değiştirmek değildir. Sadece, başkalarının onayını almadığımızda da kendimizi "yeterli" hissedebilmektir. Bir hobiyi sadece kötü yaptığımız halde sevdiğimiz için sürdürmektir. Ya da herkes bir yöne koşarken, kenarda durup rüzgarın tadını çıkarmaktır.

Kendiyle Barış İmzalamak

Unutmayın; bir çiçeğin "kendisi olması" için çabalamasına gerek yoktur, o sadece açar. Bizim de üzerimizdeki o "ideal insan" yükünü bırakıp, sadece nefes alan, hata yapan ve öğrenen birer insan olduğumuzu hatırlamaya ihtiyacımız var. Gerçek özgürlük, mükemmel bir "ben" yaratmak değil; kusurlarımızla, kırgınlıklarımızla ve o eşsiz sıradanlığımızla barış imzalamaktır. Masallar biter, alkışlar kesilir; ama günün sonunda başınızı yastığa koyduğunuzda size eşlik edecek olan tek kişi, o kaçtığınız "kendiniz"dir. Ve inanın, o kişi sandığınızdan çok daha değerli.



Yorum Yazın

Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş bulunuyor ve tüm sorumluluğu üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

  • Hazime YILMAZ

    Tebrikler
  • Özlem Baysal

    Teşekkür ederim 🙏