Aylar, hatta yıllar süren maraton bitti. Masanın üzerinde yığılı duran test kitapları kaldırıldı, deneme sınavlarının netleri unutulmaya çalışıldı ve sonunda o beklenen puanlar ekranlara düştü. Ancak YKS sürecinin en kritik virajlarından biri tam da şu anda, yani tercih listelerinin hazırlandığı bu birkaç haftalık dilimde dönülüyor. Ne var ki karşımızda aylardır aralıksız çalışan, yüksek strese maruz kalan ve zihinsel olarak tükenmiş bir gençlik var. Ve ne yazık ki yorgun bir zihnin alacağı en büyük risk, acele verilen hatalı kararlardır.
Aylarca süren tempodan sonra gençlerin büyük bir kısmında ortak bir duygu hakim: “Ne olursa olsun yazayım ve bu süreç bitsin.” İşte en büyük tuzak tam olarak bu noktada başlıyor. İnsan zihni aşırı yorulduğunda, uzun vadeli sonuçları düşünmek yerine bir an önce rahatlamayı, mevcut baskıdan kaçmayı seçer. Sosyal psikolojide “karar yorgunluğu” olarak tanımlanan bu durum, YKS tercihlerinde gençleri hiç istemedikleri şehirlerin, sadece adı diye yazılan geleceksiz bölümlerin ya da sırf açıkta kalmamak adına üstünkörü seçilmiş üniversitelerin kucağına itiyor.
Oysa bugün aceleyle atılan bir imza veya sistemde onaylanan bir liste, önümüzdeki dört-beş yılın yaşam alanını, ardından gelen onlarca yılın ise mesleki kimliğini belirliyor. Bir yıl daha sınava hazırlanma ihtimalinin yarattığı o hayali stres ve korku, yanlış bir bölümde geçecek bir ömrün gerçek bunalımı yanında çok daha hafif kalır.
Bu yorgun zihnin sisini dağıtıp sağlıklı bir tercih dönemi geçirmek için nelere dikkat etmek gerekiyor?
1. "Yeter ki Gideyim" Psikolojisini Bırakın Ailenin beklentisi, akrabaların soruları ve çevrenin baskısı yüzünden puanınızın yettiği her yeri listeye eklemek yapılan en yaygın hatadır. Tercih listenizdeki her bir satırı yazarken kendinize şu soruyu dürüstçe sorun: "Bu şehirde, bu bölümde 4 yılımı geçirdiğimde gerçekten huzurlu ve üretken olabilecek miyim?" Cevabınız şüpheliyse, o seçeneği listenize almayın.
2. Sıralamalara Değil, Yeteneklerinize ve Eğilimlerinize Odaklanın YKS tercihi bir puan harcama yarışı değildir. "Puanım ziyan olmasın" mantığıyla sadece puanın yettiği üst sıralardaki bir bölümü yazmak, sırf pahalı diye bedeni uymayan bir kıyafeti satın almaya benzer. Puanınız veya sıralamanız bir araçtır; asıl amaç, yeteneklerinizin ve ilgilerinizin karşılık bulduğu doğru kulvarı bulmaktır.
3. Geleceğin Meslekleri Masalına Değil, Geleceğin Becerilerine Bakış Atın Her yıl popüler olan, "bu bölümü okuyan kesin iş bulur" denilen trendler değişir. Önemli olan bölümün adından ziyade, o üniversitenin ve programın size kazandıracağı adaptasyon kabiliyeti, yabancı dil imkanları, akademik kadro ve vizyondur. Sizi sadece bir diploma sahibi yapacak değil, dünyayla rekabet edebilecek donanıma kavuşturacak kurumları önceliğinize alın.
4. Karar Anlarında Mola Verin Bütün gün tercih kılavuzlarını inceleyip, listeler yapıp, ekran başında saatlerce kalmak sağlıklı düşünmeyi engeller. En kritik tercih kararlarınızı günün sonunda, zihniniz durmuşken almayın. Listenizi oluşturun, bir iki gün kenara koyun, zihninizi dinlendirin ve tekrar bakın. Zihniniz tazelendiğinde, daha önce fark etmediğiniz hataları çok daha net göreceksiniz.
Sevgili gençler ve onların heyecanını paylaşan kıymetli aileler; tercih dönemi bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Yorgunluğunuzun kararlarınızı gölgelemesine izin vermeyin. Hayatta yürüyeceğiniz en doğru yol, ne kadar sürerse sürsün kendi adımlarınızla emin olarak yürüdüğünüz yoldur.
Yorum Yazın