Bugün karşı karşıya kaldığımız barınma krizinin arkasında birbirini tetikleyen çok net yapısal sebepler bulunuyor. İlk olarak, tırmanmaya devam eden inşaat maliyetleri, sektördeki durgunluk ve döviz kurundaki dalgalanmalar konut üretimini baltalarken, mevcut gayrimenkullerin değerini ve kiraları doğrudan yukarı çekiyor. Bunun yanı sıra, özellikle büyükşehirlerde kontrolsüz şekilde artan nüfus ve azalan konut arzı, mülk sahiplerinin piyasayı dilediği gibi domine etmesine olanak tanıyor. En acısı ise, mevcut kira düzenlemelerinin sahada karşılık bulmakta yetersiz kalması ve denetim mekanizmalarının işletilmemesi yüzünden kiracıların tamamen hukuki bir boşlukta ve korumasız bırakılmasıdır.
Müdahalesizliğin ardındaki ekonomik kabuller
Milyonlarca insanı zor durumda bırakan bu tablo karşısında devlet mekanizmalarının radikal refleksler üretmekte yavaş kalmasının arkasında belli başlı gerekçeler yatıyor. Ekonomi yönetiminin piyasaya doğrudan müdahale etmekten kaçınan "serbest piyasa ekonomisi" ilkesine sadık kalma çabası, kriz anlarında ne yazık ki sosyal adaletsizliği derinleştiren bir faktöre dönüşüyor. Ev sahiplerinin, genel ekonomik koşulları bahane ederek daha yüksek kira getirisi talep etmesi ve hükümetin bu mülkiyet baskısını dengelemekte zorlanması süreci daha da çıkmaza sokuyor. Konut arzını artıracak veya doğrudan kiracıyı kalkan içine alacak uzun vadeli, planlı alternatif çözümlerin üretilmemesi de cabası.
Günü kurtarmak yetmez, yapısal reform şart
Bu kira krizi, yalnızca kiracıları ilgilendiren bireysel bir geçim sıkıntısı değil; genel toplumsal huzuru ve makroekonomik istikrarı da doğrudan tehdit eden ciddi bir buhrandır. Devletin, piyasada hiçbir karşılığı kalmayan geçici tavan fiyat uygulamaları veya yapay sınırlar koymak yerine, kalıcı ve uzun vadeli konut politikaları geliştirmesi gerekmektedir. Sosyal konut projelerinin hızlandırılması, kiralık konut piyasasının devlet eliyle regüle edilmesi ve denetimlerin kağıt üzerinde kalmayıp sahada sert yaptırımlarla uygulanması artık kaçınılmazdır.
Aksi takdirde, bu barınma krizi çok daha derinleşecek ve geniş kitleler için taşınması imkansız bir toplumsal yüke dönüşecektir.
Yorum Yazın