Merve ÜSTÜNDAŞ
Müsait bir yer yoksa bile ben sirenlerle park ederim...
Bizim ülkedeki hikayeler değişmiyor, hep aynı döngüye tutulup kalıyoruz. Hep yancılar tıksırıncaya kadar yiyor, ülkenin menfaatini düşünen kişiler itilip kakılıyor.
Dünyada çok şey olmakta elbette, ama öyle bir zamandayız ki gözümüze baka baka yalanlar sıralanırken ve biz bunları biliyorken, her defasında biber gazı yediriliyor, toma suyu yutturuluyor. Bir protesto hakkımız var orda da bize çelme takılıyor
ah mı etsek vah mı desek?
Kime peki...
hergün soğuk duş etkisi ile uyandığımız bu günlere, gencinde, yaşlınında hayattan bir beklentisi kalmamışken karın tokluğuna yaşadığımız hayata şükretmemiz isteniyor.
Ekmek kavgamızı bile veremiyoruz.
Tükendik efendiler, hakkımızdan olduk, hayallerimizden olduk, yuva kuramayan bir nesil olduk, yıpranır olduk, oldukta olduk ama, kutuplara güneş olamadık.
Bugün bir videoya denk geldim. Galatasaray Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünden mezun bir kişi şöförlük yapmaktaydı. 81 ile üniversite kurup, barajı aşamayanı üniversiteye alıp. Torpili olanı yerleştirince, akademik kariyer sahibi bir çok kişi direksiyondaki abi gibi bize el sallar sadece.
Rafa kalkmalı tüm günahkarlar...
inadına yok oluşumuzu izliyoruz. Türkiyenin sosyal çürüme gerçekliğini hafife almazsak iyi ederiz. Sınır güvenliği yok, eğitimden sonrasının kesin karın doyuracağı yok, sistem seni evire çevire döverken, sana sahip çıkan yok.
Sonra Eylemlerde bile hakkını neden haykırıyorsun diye sorgulamalar ile karşı karşıya kalıyoruz.
Susmak erdemlik falan değil, fakat susturmak zalimliktir.
Yorumlar
rıdvan