Sümeyye BALCI
Sümeyye BALCI

Eğitim mi Ekonomi mi?

Yayınlanma: 06 Mayıs 2026
177 Görüntüleme
Eğitim mi Ekonomi mi?
Eğitim mi ekonomi mi? Birbirini etkileyen iki faktör, birinin eksikliği diğerinin kabusa dönmesi gerçeği. Dilimizden düşürmediğimiz ‘eğitimde eşitlik’ gerçekten var mı, yoksa vicdanı rahatlama biçimi mi? Cevabı aslında toplumda düşünmemiz ve bir an önce çözüm yolu bulmamız gerekiyor, eğer yarınımızın güvende olmasını istiyorsak.
​İşverenlerin hem "tecrübe" şartı koşup hem de bu tecrübeyi edinmemiz için gerekli zemini hazırlamaması, yaşadığımız en büyük çelişkilerden biri değil midir? Zar zor deneyim kazanıp işe girdiğimizde ise bu kez mobbing ve sömürü düzeniyle karşılaşıyoruz. Bir işverenin, çalışana yaptığı yatırımı "beşeri sermaye" olarak görmek yerine, çalışanın kalıcı olmayacağı şüphesiyle sadece "günlük kâr" odaklı hareket etmesi, aslında iş ahlakının sadece sözcüklerde kaldığının kanıtıdır. Mesai saatlerinin dışına taşan iş yükleri, buna karşılık ödenmeyen ek mesai ücretleri ve işçiyi bir değer değil de "tüketilebilir bir kaynak" olarak gören bu zihniyet, iş etiğinin ne derece göstermelik olduğunu ortaya koymaktadır. Emekçinin alın terini, işverenin kâr hırsına kurban eden bu yaklaşım, iş hayatındaki ahlaki erozyonu gözler önüne sermektedir.
​Çalışma hayatındaki bu çarpıklık, işçiler için mevcut yapının kökten değişmesini kaçınılmaz bir sürece getirmedi mi? Öncelikli olarak iş hukukunun, işverenin kârını korumaktan ziyade, zayıf taraf olan işçinin haklarını korumaya ve güvence altına almaya yönelik daha sert tedbirlerle yeniden düzenlenmesi gerekir. Mevcut işsizlik ödeneği sistemi, günümüzün mobbing ve zorla istifa ettirme gerçekliklerini karşılamaktan uzaktır. İşsizlik ödeneğinin sadece klasik işten çıkarılma hallerinde değil, mobbinge uğradığı ispatlanan veya bu sebeple istifa etmek zorunda bırakılan kişilere de verilmeye başlanması, işçi üzerinde kurulan "aç kalma" baskısını kıracak, işverenler için de mobbingi bir yöntem olmaktan çıkaracak bir adım olmayacak mıdır? İşçinin hukuki güvencesinin sadece kâğıt üzerinde kalmadığı, mobbingin gerçek bir tazminat ve yaptırım karşılığının olduğu bir düzen; ancak emeğin değerini koruyabilir.
​İşsizlik oranının bu denli yükselmesinin altında yatan en büyük etken, işverenlerin deneyim konusundaki bu katı ve gerçekçi olmayan tutumlarıdır. İşe girdikten sonra dahi güvence altında hissedemeyen işçiler, aldıkları ücret ile harcadıkları zamanı kıyasladıklarında; çalışmanın, "ekonomik bir kazanç" sağlamaktan ziyade bir "kayıp" olduğunu görmeye başlamaktadırlar. Bu durum, bizlerin iş arayışını bırakıp, hayatı sadece "günü geçirme" çabasıyla yaşamasına neden değil midir? Kendi potansiyelleriyle bir üretim arayışına giren bizler, çabalarımızın karşılığını alamadığımız zaman motivasyon ve üretme içgüdümüzü kaybetmemize sebep olmaktadır. Bu da işsizlik oranını daha da artırmakta, bizlerin deneyim edinme çabalarından tamamen vazgeçmemize sebep olmaktadır. Bunun düzelmesi için en büyük görev devlete ve işverenlere düşmektedir. İşverenlerin işçiyi gerçekten düşünen bir politika sergilemeye başlamaları; işçiyi koruyacak tedbirlerin sadece kâğıt üzerinde kalmayıp, iş sahasında gerçekten uygulanabilir ve hissedilebilir olması şarttır.

Yorumlar

  • Rana gül

    Çok doğru tespitler, tebrik ediyorum

Yorum Yazın