Eğitim mi ekonomi mi? Birbirini etkileyen iki faktör; birinin eksikliği, diğerinin kabusa dönüşmesi gerçeğiyle yüz yüzeyiz. Dilimizden düşürmediğimiz ‘eğitimde eşitlik’ gerçekten var mı, yoksa vicdanı rahatlatma biçimi mi? Cevabı aslında toplumda gizli; rüyamızda dahi görmek istemeyeceğimiz olaylara şahitlik ettik. Bu olaylara şahitlik etmeye ve her an risk altında olmaya karşı nasıl bir etkimiz var? Eğer yarınımızın güvende olmasını istiyorsak, durumu düşünmemiz ve bir an önce çözüm yolu bulmamız gerekiyor.
Bütçede eğitime ne kadar önem veriliyor, gençlerimizi istihdama kazandırmak için ne derece çalışmalar yapılıyor? Her geçen sene eğitim için ayrılan payın oransal olarak belirgin bir artış gösterememesi ve özel okul sayılarının giderek artması, kafalardaki soru işaretlerinin çoğalmasına sebep oluyor. Daha az giderle bütçeye olan yükün artmaması için ücretli öğretmenlere yönelmeleri bir işaret değil midir? MEB atamalarına bakıldığında; 2023 yılında 45 bin, 2024 yılında 20 bin ve 2025 yılı AGS puanıyla henüz yapılmayan 25 bin sözleşmeli öğretmen alımı söz konusudur. Peki, ücretli öğretmenlerde durum nasıl? Bir de ona bakalım: 2022-23 yılında yaklaşık 70 bin, 2023-24 eğitim yılında yaklaşık 67 bin ve 2024-25 yılında ise yaklaşık 87 bin ücretli öğretmen görev yapmıştır. Ücretli öğretmen sayısı bu derece fazlayken atamaların az olması hem çelişkili hem de düşündürücüdür; zira bu öğretmenler haftada en fazla 30 saate girerek dahi ancak asgari ücret alabilmektedir. Öğretmenlerin yaşamı maaşlarından dolayı zorlaşırken, öğrencilerin aile yapıları da aynı şekilde içler acısıdır.
Yaşanan suçları asla meşrulaştırmıyoruz ancak ekonomik durumu iyi olmayan ve sadece hayatta kalmaya çalışan insanların, aynı zamanda mükemmel ebeveynler olmasını beklemek haksızlık olacaktır. Evi geçindirmek ve çocuklarının daha iyi bir eğitim almasını sağlamak için çalışan ailelerin, bu durumu dengelemesi maalesef çok zor. Çocuklarının arkadaş çevresini kontrol etmelerini ve okul durumları hakkında devamlı iletişim kurmalarını beklemek de zorlaşıyor. Yürürlükte olan ve yürürlüğe girecek olan cezaların caydırıcı olması çok önemli. Gerçek eşitlik sağlanamazsa, önlemler alınmaz ve caydırıcı cezalar uygulanmazsa geleceği kestirmek hiçbirimiz için zor olmaz.
İki seçeneğimiz var: Ya bu şekilde devam edilir ve her anımız korku içinde geçer ya da geleceği emanet edeceğimiz gençleri koruyarak, onları hayatta tutarak yarınımızı var edebiliriz. Yaşatmak istiyorsak ekonomi ve eğitimi ciddiye almamız gerekiyor. Yarını istiyorsak, bugünü yaşarken hakkını vermemiz gerek.
Yorum Yazın