Ceren KURT
Ceren KURT

Otomotiv Sektöründe Alüminyum Krizi

Yayınlanma: 12 Mayıs 2026
220 Görüntüleme
Otomotiv Sektöründe Alüminyum Krizi
ABD-İran-İsrail gerilimi pek çok alanda olduğu gibi otomotiv sektöründe de olumsuz etki yarattı. Üretimde yüzde 7 daralmanın olduğu otomotiv sektöründe alüminyum tedarik sorunu yaşanmaya başladı.

Genel olarak otomotiv sektöründe olanların çok iyi bildiği gibi yüksek finansman maliyetleri, kredi erişim zorluğu, ÖTV/matrah düzenlemeleri ve enflasyon nedeniyle mali sorunlar ortaya çıkıyor. Ayrıca yerli araç satış düşüşü gerçekleşerek ithal araçların pazar payı artmaya devam ediyor. Dolayısıyla yerli üretim düşerek dış ticaret açığının artmasına neden oluyor. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD)’nin web sitesinde yer alan bilgilere göre; 2026 ilk çeyrekte toplam otomotiv üretimi önceki yıla göre yüzde 7 azalarak 321 bin 856 adet oldu. Otomobil üretimi yüzde 18 geriledi.  Ayrıca, adet bazında toplam ihracat yüzde 15, otomobil ihracatı da yüzde 29 azaldı (değer bazında yüzde 3 artış var).  Bununla birlikte, toplam pazar yüzde 4, otomobil pazarı da yüzde 6 küçüldü.

Makroekonomik sorunların yanı sıra jeopolitik riskler, küresel çip krizinin etkisi devam ederken alüminyum tedarik sorununu da beraberinde getirdi. Uzmanlara göre alüminyum tedarik sorunu, yakıt verimliliği ve sektörde yüzde 25 kullanım payı olan yapısal parçalar (gövde panelleri, motor blokları, süspansiyon, batarya kasaları vb.) için kritik önem taşıyor. Ayrıca, UAE ve Bahreyn gibi alüminyum üretiminin yaklaşık yüzde 9’unu gerçekleştiren ülkelerin, Hürmüz Boğazı kapatılması nedeniyle arzında kesinti yaşanması ve ABD tarifeleri, durumu daha çok zorlaştırabilir. Dolayısıyla yüzde 90’a ulaşan fiyat artışları, üretim maliyetlerinin artışına, araç fiyatlarında zam baskısına, stoklamaya, elektrikli/hibrit dönüşümün yavaşlamasına ve alternatif kaynak arayışına yöneltebilir.

Türkiye’nin alüminyum işleme kapasitesi yüksek olsa da artan maliyet sorunu ülkemizde de kendisini gösteriyor. Uzmanlara göre alüminyum tedarik sorununu çözmek için:
  • Kanada (Hidroelektrik bazlı düşük karbonlu alüminyum), Kuzey Afrika, Balkanlar ve diğer Asya ülkeleri gibi farklı coğrafyalardan ithalat çeşitlendirilebilir. Bu yöntem ile şirketler stok seviyelerini yükseltebilir, ancak lojistik maliyetleri artar.
  • İthal alüminyum üzerindeki ek vergiler için geçici muafiyet talep etmek. Türkiye’de de benzer ticaret politikası adımları atılabilir.
  • İkincil (geri dönüştürülmüş) alüminyum kullanımını arttırılabilir. Hurda alüminyum ergitme, birincil üretime göre yüzde 95 daha az enerji harcar ve daha ucuzdur. TALSAD ve sanayi dernekleri geri dönüşüm için çalışmalar yürütüyor. Sürdürülebilirlik ve AB Yeşil Mutabakatı’na uyum için de önemli rol oynuyor.
  • Bazı parçalarda çeliğe dönüş gerçekleşebilir (özellikle gövde panelleri). Ancak yeniden tasarım, kalıp ve üretim hattı değişiklikleri pahalı ve zaman alır, tam geçiş de kolay değil. Bununla birlikte daha az alüminyum kullanan tasarımlar (yüksek mukavemetli alaşımlar ve kompozit malzemeler), atık azaltma ve elektrikli araçlarda batarya kasaları için optimize edilmiş kullanım düşünülebilir. Otomotiv yan sanayiinde (jant, döküm, ekstrüzyon) bu yönde Ar-Ge teşvikleri de etkili olabilir.
  • Seydişehir alüminyum üretim tesisinin kapasite artışı veya yeni yatırımlar planlanabilir. Yenilenebilir enerjiyle düşük karbonlu üretime (yeşil alüminyum) odaklanılabilir.
  • Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) ve Sanayi Bakanlığı iş birliğiyle alüminyum yol haritası oluşturulabilir.
Gerek ülkeler arasında oluşan gerilim gerekse de elektrikli araçlara yönelim alüminyum tedarik sorununun artmasına neden oldu. Alüminyum krizi, üretimin ve geri dönüşümün önemini bir kez daha vurgulamış oldu.







  
 

Yorum Yazın