Haftalardır, belki de aylardır evlerin havasını belirleyen, her ana sızan o büyük gerilim, nihayet geride bıraktığımız hafta sonu itibarıyla son buldu. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) maratonu bitti. Salonların kapıları açıldı, kitapçıklar teslim edildi ve o yoğun koşturmacanın yerini aniden derin bir sessizlik aldı.
Ancak biz yetişkinlerin gözden kaçırdığı bir gerçek var: Bu sessizlik, her zaman beklenen o rahatlamayı getirmeyebilir. Aksine, aylarca tek bir amaca kilitlenmiş körpe zihinler için asıl boşluk ve yüzleşme dönemi şimdi başlıyor.
Eğitim süreçlerinin içinde yer alan bir gözlemci olarak, sınavın hemen ertesinde evlerde yaşanan o görünmez, ama derinden hissedilen dalgalanmayı çok iyi biliyorum. Aylarca süren yüksek adrenalin birden çekildiğinde, geriye sadece fiziksel bir yorgunluk kalmıyor; bazen hayal kırıklığı, bazen yetersizlik hissi ve en önemlisi de geleceğe dair bir belirsizlik kaygısı kalıyor. İşte bu yüzden, şu an çocukların omzundaki yükün sadece bir testten ibaret olmadığını görmek zorundayız. Onlar şu sıralar, bizim de yapımında pay sahibi olduğumuz o psikolojik tortuyla baş etmeye çalışıyorlar.
Eksik Netlerin Değil, Eksilen Çocukluğun Telafisi
Kabul edelim; sınav salonundan çıkan her çocuk, eve sadece doğru ve yanlış sayılarından oluşan bir karne getirmedi. Aylarca ertelediği çocukluğunu, baskıladığı heyecanlarını ve belki de hayatında ilk kez tanıştığı o ağır başarısızlık korkusunu getirdi. Biz anne ve babaların bu hassas eşikte yapacağı en büyük hata, evdeki o ilk analiz sürecini bir "hesap sorma" ya da "gizli yargılama" seansına dönüştürmektir.
Çocuklar, kendi değerlerini anne ve babalarının gözlerinde ararlar; oraya bakarak kendilerine bir paha biçerler. Eğer sınavdan sonra evdeki sevgi, ilgi ve kabul iklimi, optik formdaki işaretlemelerin sıklığına göre şekilleniyorsa, farkında olmadan o çocuklukta tamiri imkânsız yaralar açıyoruz demektir.
Kendimize itiraf etmemiz gereken bir gerçek var: Hiçbir ergen, ebeveyninin gözündeki kredisini birkaç matematik neti yüzünden kaybetmeyi hak etmez. Onların şu an bir mentora, bir denetçiye ya da "Ben sana söylemiştim" diyen bir haklıya ihtiyacı yok; sadece ve sadece sığınacak güvenli bir limana ihtiyaçları var.
Aileler İçin Yeni Yol Haritası: Sessizliği Anlamlı Kılmak
Önümüzdeki sonuç açıklama dönemine kadar geçecek olan bu gri ve belirsiz zaman dilimini, bir aile travmasına dönüştürmemek tamamen bizlerin sergileyeceği tutuma bağlı. Evdeki o gergin ve suçlayıcı havayı dağıtmak, direksiyonu yeniden sağlıklı bir iletişime kırmak için şu adımlara odaklanmalıyız:
Sınavı Konuşma Mesaisini Bitirin: Sınav soruları, zorluk dereceleri ya da "Komşunun çocuğu kaç net yapmış?" sohbetleri, çocuğun zihnindeki o stres duvarını tahkim etmekten başka bir işe yaramaz. Kitapçıklar kapandıysa, evdeki sınav mesaisini de resmen bitirin.
Duygusal Alan Açın: Çocuğunuz şu günlerde öfkeli, sessiz ya da tam aksine aşırı neşeli olabilir. Bu tepkilerin her biri, aylardır biriken o devasa stresin dışarı çıkma çabasıdır. Onları "Neden böylesin?" diye sıkıştırmak veya teslimiyetçi bir sessizliğe gömmek yerine, duygularını kendi hızlarında yaşamalarına alan açın.
Rutine Güvenli Dönüş: Aylardır feda ettikleri, ellerinden aldığımız ne varsa; uzun yürüyüşler, programsız uykular, yarım kalmış kitaplar ya da sadece gökyüzüne bakarak geçirilecek o "boş" zamanlar... Hayatın sadece ders çalışmaktan ve başarıdan ibaret olmadığını onlara yeniden hatırlatacak sivil alanlar yaratın.
Geleceğe Doğru Bakmak
LGS, bu çocukların hayatındaki ne ilk ne de son dönemeç noktası. Önlerinde upuzun bir gençlik dönemi ve o dönemin getireceği yepyeni keşifler var. Bir çocuğun hayattaki duruşunu, problem çözme becerisini ve en önemlisi yaşama sevincini tek bir pazar sabahına sığdırılan sorularla ölçebileceğimizi sanmak, eğitimin felsefesine de insan ruhuna da yaptığımız büyük bir haksızlıktır.
Şimdi biz anne ve babalar için asıl sınav başlıyor: Çocuklarımızı aldıkları puanlar ve yerleştikleri okulların tabelalarıyla mı seveceğiz, yoksa her ne olursa olsun arkalarında duran o sarsılmaz güç olarak mı kalacağız?
Eğer cevabınız ikincisiyse, bugün gidip çocuğunuza sadece sarılın. Dünyadaki hiçbir sınavın onun varlığından ve gözündeki o ışıktan daha değerli olmadığını hissettirin. Çünkü günün sonunda yaraları saran şey başarı hikâyeleri değil, bizim onlara sunduğumuz koşulsuz kabulün verdiği o eşsiz güvendir.
Yorum Yazın