Asgari ücretle kiralık hayatlar
TÜİK verilerine bakıldığında bizlere yaşam kalitemiz hakkında gerçekçi bilgiler veriyor mu? Açıklanan verilere bizler bugün ne kadar güvenebiliyoruz? Hepsi ve buna benzer daha fazla soru, zihinlerimizde haklı birer soru işareti olarak asılı duruyor. Kentlere olan kontrolsüz göçlerin yarattığı sosyal zorluklar, ekonominin bu dar boğazında düzeltilmesi gereken birçok köklü düzenlemeyi zorunlu kılmaktadır.
Artan kiralar, ev içerisinde kullanılan en temel tüketim ürünlerinin fiyatlarındaki fahiş artışlar, ulaşım masrafları… Ve bu devasa gider dağını, işçilerin yalnızca tek bir asgari ücretle karşılamaya çalışması acı bir toplumsal gerçektir. İnsanlar artık yaşayabilmek için insani sınırların ötesinde daha fazla çalışmak; sadece günü kurtarabilmek adına sağlıklarını, sosyal hayatlarını ve hayallerini geri plana tutma mecburiyetinde kalmaktadırlar.
Yalnız bir yaşam kurmanın bedeli
Oturup derinlemesine düşünmek gerekiyor: Bu amansız pahalılıkta, tek bir insanın kendi ayakları üzerinde durarak yalnız bir yaşam kurması ne kadar kolay olabilir? Sistem bizleri yalnızlaşmaya ya da temel yaşam standartlarından tamamen ödün vermeye zorluyor. Devlet destekleri, yapısal reformlar ve yaşam kalitesinden vazgeçerek bir hayat kurmaya çalışanlar için yepyeni yasal düzenlemeler yapılması artık bir lüks değil, zorunluluktur.
Büyük şehirlerin "en yaşanılamaz" gerçeği
Yeni yıla girerken net asgari ücret belirlendi ancak büyük şehirlerin acımasız emlak piyasasında bu miktar saniyeler içinde eriyip gitmektedir. Bugün metropollerde en kötü, en bodrum kat, tabiricaizse "en yaşanılamaz" diye düşünülen dairelerin dahi aylık kiraları yaklaşık 20 bin TL civarına ulaşmıştır.
Bu vahim tabloya sadece barınma değil; beslenme, faturalar ve en temel insani ihtiyaçlar da eklendiği zaman, ayı borçlu şekilde bitirmek kaçınılmaz bir döngü haline geliyor. Maaş hesaba yatmadan eriyor, cepler daha ayın ilk haftasında boşalıyor.
Kiralık hayatları satın almak mümkün mu?
Peki, bu sıkışmışlık içinde kiralık hayatımızı satın almamız için ne yapabiliriz? Kendimize ait bir geleceği, sadece barınma hakkını elde edebilmek için ömrümüzün tamamını ipotek mi etmeliyiz? İşçinin, emekçinin ve tek başına hayatta kalmaya çalışan gencin sırtındaki bu yükün hafifletilmesi için piyasa dinamiklerinin insafına bırakılmış bu düzenin acilen kontrol altına alınması gerekmektedir.
Yorum Yazın