Eğer sormadıysanız sormanızı öneririm çünkü kitaplar sadece hayal gücümüzü genişletmez. İnsana farklı fikirler sunar. Eleştirmeyi, sorgulamayı öğretir. Okuyan birine kendi fikirlerinizi kolay kolay empoze edemezsiniz.
Ray Bradbury’nin yazdığı Fahrenheit 451 adlı romanında itfaiyecilerin görevi yangın söndürmek değil kitapları yakmaktır. Yakın tarihimizde de 12 Mart muhtırası, 80 darbesi gibi tarihlerde kitaplar yasaklanmıştır çünkü okuyandan, sorgulayandan korktukları kadar kimseden korkmamışlardır. Bedenleri hapsetmek kolaydır ama bir zihinde filizlenen fikri hapsedemezsiniz.
O tohumu yok etmenin yolu kitapları insanlardan uzaklaştırmakla mümkündür. Füruzan'ın yazdığı 47'liler romanında da 12 Mart muhtırasından sonra yaşanılan baskılar anlatılır. Kitapta şöyle bir söz geçer:
"Kitaplarımızı görecekler, saklayacak değiliz elbette. Kendimizi mi yadsıyacağız, niçin? Kitaplar durağan, değişmezlik niteliğine geçmiş nesnelerdir. Onlardan niçin korkuyorlar? Niçin suç öğesi sayılabilir?"
O tohumu yok etmenin yolu kitapları insanlardan uzaklaştırmakla mümkündür. Füruzan'ın yazdığı 47'liler romanında da 12 Mart muhtırasından sonra yaşanılan baskılar anlatılır. Kitapta şöyle bir söz geçer:
"Kitaplarımızı görecekler, saklayacak değiliz elbette. Kendimizi mi yadsıyacağız, niçin? Kitaplar durağan, değişmezlik niteliğine geçmiş nesnelerdir. Onlardan niçin korkuyorlar? Niçin suç öğesi sayılabilir?"
Aslında kitap yasaklamak insanların psikolojilerine yapılan bir darbedir. Bunu yaparak, "Biz sizin düşüncelerinize de karışıyoruz." deyip kendilerince halka gözdağı veriyorlar.
Bu yüzden, "okumak özgürlüktür." diyoruz.
Peki sizce bugün başa gelen bir diktatör kitapları yasaklar mı? Yoksa nasıl olsa kimse okumuyor diye düşünüp buna müdahale etmezler mi?
Yorum Yazın