Merve Üstündaş
Sabah uyanıyoruz daha kahvaltı etmeden, sinir katsayımız hazır. Trafikte biri korna çalıyor, stoktan düşüyoruz. İş yerinde biri gereksiz konuşuyor, yeni parti öfke geliyor. Sosyal medyaya giriyoruz, bir saatte üç aylık sinir yüklemesi yapıyoruz.
Asıl mesele şu
Kimse mutlu olduğunu belli etmiyor, ama herkes öfkesini göstermek için yarışıyor. Eskiden insanlar sakinleştirici tavsiye verirdi.
“Bir bardak su iç” gibi
Şimdi ki durum;
sen kimsin?
mesele neyy? vb.
Öfkeye öfke ile karşılık veriliyor. Biraz alttan alın be kardeşim.
Sanki memlekette görünmez bir ihale açılmış ve herkes en sinirli vatandaş olabilmek için teklif veriyor. Aslına bakarsanız öfkemizin çoğu bize ait değil. Biraz sabah haberlerinden, öğlen sosyal medyadan, akşam biraz komşudan, gece de gelecek kaygısından ekleniyor. Kendi hayatımızı yaşamaya vakit kalmamışken sinir kat sayımız dünya ortalamasının üstünde. öfke stoklarımız her an güncelli fakat sabır stoklarımız yıllardır tedarik bekliyor.
İnsanlar tartışmıyor, pusuya yatıp yanlış anlaşılacak kısmı cımbız ile çekip saldırıya geçiyor. Öfke duygu olmaktan çıkıp kimlik oldu. İnsanlar neye sevindiklerinden çok neye kızdıkları ile tanınıyor. Bizler sebepsiz yere öfke biriktirmeye başladık. Biri bize “iyi günler” derken bile biz altında gizli anlam arıyor olduk. İyi gün dilemek riskli yatırım oldu. Trafikte herkes formula1 pilotu, siyasette herkes uzman, futbolda herkes teknik direktör. Ama konu bir birini anlamaya gelince, topluca stajyeriz.
İnsanlar kibarlığı bile tehdit sanıyor, tatlı dil yılanı deliğinden çıkarırdı. Şimdi denesen, önce yılan senden şüphelenir.
Bir nesil olarak öfke biriktiriyoruz. Stoklar hep güncel kalacak gibi
Yorum Yazın