Ceren KURT
Ceren KURT

Küreselleşme Paradoksu

Yayınlanma: 01 Haziran 2026
330 Görüntüleme
Küreselleşme Paradoksu
Küresel dünyada kültürler kaynaşması ve ülkeler arasında çeşitli alanlarda iş birliği artışı, sağlık yönünden çeşitli riskleri de beraberinde getiriyor.  Şu sıralar yeniden ortaya çıkan Ebola virüsü, geçmişe oranla daha çok tedbir gerektiriyor.

Geçmişte Ebola virüsü bölgesel olarak yayıldıktan sonra kolaylıkla kontrol altına alınabiliyordu. Fakat günümüzde küreselleşen dünyada virüsler maalesef diğer ülkelere kolaylıkla yayılabiliyor. Örneğin, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Ebola virüsü nedeniyle küresel acil durum ilan etti. Üstelik, salgın haline gelen Ebola virüsü Bundibugyo varyantının henüz aşı veya tedavisi bulunmuyor.  WHO yetkilileri salgının pandemi kriterlerini karşılamadığını belirtiyor, fakat ticaret ve turizmin küreselleşmesi, virüsün yayılması ve salgın tedbirlerinin artmasında etkin rol oynuyor.

Uzmanlara göre; Filoviridae ailesine ait Orthoebolavirus cinsinden bir RNA virüsü olan Ebola, nadir ancak şiddetli ve ölümcül bir hemorajik ateş hastalığına yol açar. Virüs, zoonotiktir; yani hayvanlardan (özellikle yarasalar ve enfekte primatlar gibi vahşi hayvanlardan) insanlara bulaşır ve ardından insan-insan temas yoluyla (kan, vücut sıvıları, enfekte dokular veya cesetlerle doğrudan temas) yayılır. İlk defa 1976 yılında ortaya çıkan virüs, ortalama yüzde 50 vaka ölüm oranına sahiptir. Bu oran salgına ve virüs türüne göre yüzde 25 ile yüzde 90 arasında değişebilir. Özellikle Zaire ebolavirus (EBOV) en ölümcül türdür. Erken destekleyici bakım (sıvı replasmanı, organ desteği) ve bazı tedaviler (monoklonal antikorlar) hayatta kalma şansını önemli ölçüde artırır. Ebola virüsünün insanlarda hastalığa neden olan dört türü vardır;
  • Orthoebolavirus zairense, eski adıyla Zaire ebolavirus - EBOV): En ölümcül ve en sık büyük salgınlara yol açan tür. 2014-2016 Batı Afrika salgınının (en büyük salgın) sorumlusudur.   Onaylı aşıları vardır.
  • Sudan virüsü (Orthoebolavirus sudanense eski adıyla Sudan ebolavirus) - SUDV): Birkaç salgına neden olmuştur (özellikle Uganda ve çevresi). Aşısı yoktur.
  • Bundibugyo virüsü (Orthoebolavirus bundibugyoense) - BDBV): 2007’de keşfedilmiştir. Yüzde 30 gibi daha düşük ölüm oranı vardır. Daha nadir salgınlar yapar. Henüz bir aşısı veya tedavisi yok.
  • Taï Forest virüsü (Orthoebolavirus taiense, eski adıyla Côte d’Ivoire): Çok nadir insan vakaları görülmüştür.

Şu sıralar Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) ve Uganda’da Bundibugyo virüsü kaynaklı bir Ebola salgını devam ediyor ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından Kamu Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) ilan edildi. Bundibugyo virüsü (BDBV). En yaygın ve aşılı tür olan Zaire ebolavirus’ten farklıdır. Daha önce sadece birkaç salgın yapmıştır (2007 Uganda, 2012 DRC). DRC’de (özellikle Ituri eyaleti) yüzlerce şüpheli vaka ve ölüm bildirildi WHO web sitesinde yer alan bilgilere göre; 27 Mayıs 2026 itibarıyla, Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 906 şüpheli vaka ve 223 ölüm bildirilmiştir.  29 Mayıs itibarıyla her iki ülkede de dokuzu Uganda’da olmak üzere 134 doğrulanmış vaka ve 18 ölüm bildirilmiştir. Ek olarak Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde hastaları tedavi eden ve şu anda Almanya’da bakım gören ABD’den bir birey olan doğrulanmış bir vaka var. Çatışma ve yerinden edilme nedeniyle kontrolü zorlaşıyor. Şehirleşmiş alanlara (Bunia, Goma vb.) yayılma riski var. Ebolanın hava yolu ile bulaşmamasına rağmen salgın bölgelerine seyahat edenler için uluslararası seyahat uyarıları yayınlandı.

WHO, salgınla mücadele kapsamında Afrika CDC, UNICEF ve diğer ortaklarla birlikte çalışmaktadır. WHO’nun başlıca çalışmaları:
  • DRC, Güney Sudan, Uganda ve komşu ülkelerin hükümetleriyle güvenli tedavi merkezleri kurulması, enfeksiyon önleme ve kontrol (IPC) önlemleri, destekleyici bakım (sıvı replasmanı vb.) ve güvenli defin hizmetleri.
  • Vaka tespiti, temas takibi, laboratuvar doğrulama kapasitesinin güçlendirilmesi ve genomik sekanslama.

Dünya Sağlık Örgütü’nün yanı sıra birçok kurum aşı, tedavi geliştirme ve saha müdahalesine odaklanmıştır. Örneğin:
  • Africa CDC: Kıtasal acil durum (PHECS) ilan etti. Sürveyans, laboratuvar kapasitesi, sınır ötesi yanıt ve koordinasyonda WHO’ya destek veriyor.
  • CDC (ABD Hastalık Kontrol Merkezi): Teknik yardım (temas takibi, laboratuvar testi, IPC, virüs sekanslama), ülke ofisleri üzerinden saha desteği.
  • MSF (Médecins Sans Frontières / Doctors Without Borders): Saha müdahalesi (tedavi merkezleri, hasta bakımı), semptom yönetimi ve destekleyici bakım. Aşı/tedavi yokluğunda klasik yöntemlerle büyük ölçekli yanıt hazırlığı.
  • CEPI (Coalition for Epidemic Preparedness Innovations): Aşı adaylarını değerlendirme, hızlı üretim ve deneme için üreticilerle görüşmeler. “100 günde aşı” yaklaşımıyla pan-ebolavirüs adaylarını hızlandırma.
  • Oxford Vaccine Group (OVG) ve Serum Institute of India: Adenovirüs vektör aday aşısı üretimi ve ölçeklendirme. Klinik denemelere hazırlık ve Preklinik verileri hızlandırma.

WHO, Ebola virüsünü küresel riski düşük olarak değerlendirirken bölgesel riski yüksek görmektedir. Fakat küreselleşen çağımızda gerek ithalat-ihracat gerekse de turizm açısından geçmişe oranla risk artmaktadır. Örneğin; Kongo Demokratik Cumhuriyeti (DRC), Uganda ve Güney Sudan, doğal kaynaklara dayalı ekonomilere sahip olup dış ticaretleri büyük ölçüde ham madde ihracatına bağlıdır. Üçü de birincil ürün (maden, petrol, tarım) ihracatçısı, ithalatları mamul ve işlenmiş ürün ağırlıklı. Çin ve bölgesel ülkeler (Uganda-Kenya-Güney Sudan üçgeni) kritik ortaklar. Turizm sektörleri güvenlik, altyapı ve istikrar sorunları nedeniyle sınırlı olsa da aktif şekilde devam etmektedir.  

Ülkeler arasında kültürel ve ticari kaynaşmalar ekonomik açıdan sinerji oluştursa da virüslerin yayılmasını kolaylaştırarak küresel paradoks oluşturmaktadır. Gerek iklim değişikliği gerekse de yaşam koşullarının nadir görülen virüslerin bile mutasyona uğrayarak yaygınlaşmasına neden olması, insanlığı daha çok zorlayacak gibi görünüyor.
 

Yorum Yazın