Dünya Kupası'nda milli takımımızın elenmesinin ardından devşirme oyuncular, hocalar konusu tekrardan raflardan indirildi. Zaten hangi turnuvadan milli takımımız elenip gelse, ilk konuşulan konu, masaya yatırılan konu devşirme oyuncu konusu oluyor, bir iki homurtunun ardından tekrar rafa kaldırılıyor.
Geçmiş dönemlerde Marco Aurelio, Türk vatandaşlığına geçince ismini Mehmet Aurelio, Colin Kazım, Türk milli takımında oynamaya başlayınca ismini Kazım Kazım olarak değiştirdi. Mehmet Aurelio Brezilya asıllı, Kazım Kazım ise annesi Kıbrıs Türk'ü babası ise Antigua'lıdır. Bu iki oyuncu milli takımda önemli işlere imza attılar ve takımın o dönem kalitesini oldukça yukarı çıkardıklarını gördük. Takımda yer aldılar, oynadılar, mücadele ettiler, hiçbir sorun olmadı yani...
Son dönemde medya da bazı programlarda spor yorumcuları, devşirme oyuncu konusu açılınca bağırıp çağırıyor, katiyen olmaz, ülkemizde o kadar sporcu var, hiç mi yetiştirecek durumumuz yok, o kadar da mı muhtacız gibi homurtulara başlıyorlar. Yetişmiyor işte görüyoruz... Milli takım Burak Yılmaz, Umut Bulut sonrası santrafor bulamadı, Gökhan Gönül sonrası sağ bek bulamadı. Atletik bir organizasyonel yapılar kuramıyoruz. Olmuyor işte... Bu homurtu neden? Dünya sanki başımıza yıkılacak bir iki oyuncu milli takıma dahil olunca, bu hastalıklı kafa anlaşılır gibi değil... Yıl olmuş 2026 hâlâ şu kavmiyetçi zihniyetten bir türlü kurtulamıyoruz. Nasyonalizm duvarlarına çarpıp çarpıp duruyoruz. Sonra da başarı gelmiyor diye hayıflanıp duruyoruz.
Benim düşünceme göre, sporcunun pasaportu olmaz... Herkese bazı kıstaslara uygun olduğu sürece, milli takımlarımızın ve liglerimizin kapıları sonuna kadar milliyetine bakılmaksızın açılmalıdır. Peki nedir bu kıstaslar?
✔️ Atletik performans ve yeterlilik.
✔️Sporcu kimliği ve kişisel karakter analizi.
✔️Antrenman performansı.
✔️Mental sağlık durumu analizi.
✔️Ülkeye adaptasyon sağlayıp sağlayamama durumu.
✔️Vatandaşlık bilincine sahip olma ve hiçbir yüz kızartıcı suç-oluşum içerisinde yer almama.
✔️İş etik ve ahlak değerlerine uygunluk.
Bu gibi yedi aşama değerlendirildiği takdirde bir yabancı sporcu milli takımlarımızda görev alabilir ve almalıdır da. Yukarıdaki kıstaslara bir sporcu uyuyorsa sorun yoktur, hemen celâllenmeye, telaşlanmaya gerek yoktur. Çünkü yarıştığımız rakiplerde hemen hemen sekiz, on devşirme oyuncu bulunuyor. Onlar daha çok seçme şansını kendilerine sağladıkları için senden daha çok başarılı oluyorlar. Örnek; Fransa, İspanya, İngiltere, Hollanda, Belçika, Almanya, İsviçre, Norveç, İsveç bunları daha artırabiliriz.
Yetenek sporda en belirgin kıstas olmalı... Nereden, hangi kandan, soydan, ırkdan, dinden, dilden, mezhepten geldiğine bakılmaksızın... Benim görüşüme göre, artık katı kavmiyetçi yapıdan sıyrılıp daha üniversal düşünen bir yapıya evrilmeliyiz... Dijitalleşen dünyada, nasıl sınırlar kalkıyor ise bu sınırları sporda, sanatta, bilimde, edebiyatta, teknolojide, felsefede hemen hemen tüm alanlarda kaldırmalıyız.
Yorum Yazın