Özlem Baysal
Özlem Baysal

Dizlerdeki Yara İzi, Yüzlerdeki Tebessüm: Eski Çocukluk Günleri"

Yayınlanma: 22 Haziran 2026
Dizlerdeki Yara İzi, Yüzlerdeki Tebessüm: Eski Çocukluk Günleri"

Dizlerdeki Yara İzi, Yüzlerdeki Tebessüm: Eski Çocukluk Günleri"

Zaman ne çabuk geçiyor... Şimdilerde sokaklarında sadece motor seslerinin yükseldiği, çocukların başlarını ekranlardan kaldırmadığı o mahallelerde, bir zamanlar bambaşka bir hayat neşeyle akardı. Akşam ezanı okunana kadar eve girmeyen, dizleri hep yara bere içinde olan ama yüzünden tebessüm eksilmeyen o son şanslı nesildik biz. Saklambaçlar, körebe oyunları, yakan toplar ve her sokağın köşesinde kurulan o küçük, masum dünyalar…

Eski çocukluk günleri denince akla ilk gelen şey samimiyettir. Bir dilim salçalı ekmeğin, mahalle bakkalından alınan renkli leblebi tozunun ya da buz gibi bir Meybuz’un verdiği o devasa mutluluğu bugün hangi lüks oyuncak veya dijital oyun ikame edebilir ki? O günlerde eşyalarımız az, hayal gücümüz ise sınırsızdı. İki taş arasını kale yapar, dünyaları fethederdik. Komşu teyzelerin pencerelerden uzattığı bir bardak su, paylaşılan bir parça gofret bizi birbirimize görünmez bağlarla bağlardı.

O günlerin en güzel yanı, zamanın yavaş akmasıydı. Yarının kaygısı, geçim derdi ya da dünyanın ağır yükleri henüz o küçük omuzlarımıza binmemişti. En büyük derdimiz; topumuzun patlaması ya da oyunun en heyecanlı yerinde annemizin bizi eve çağırmasıydı. Sokakta güvenle koştururken aslında sadece oyun oynamıyor; paylaşmayı, düşüp yeniden ayağa kalkmayı ve dostluğun en saf halini öğreniyorduk.

Bugün dönüp geriye baktığımızda, o günlerin sadece geçmiş bir zaman dilimi değil, ruhumuzun en güvenli sığınağı olduğunu anlıyoruz. Şehirler betonlaştıkça, hayat dijitalleştikçe içimizdeki o çocuk da yavaş yavaş sessizliğe gömüldü. Belki o eski sokaklara, o çocukluk günlerine fiziksel olarak dönmemiz imkansız; ancak o günlerin bize öğrettiği samimiyeti, neşeyi ve paylaşma kültürünü bugün de yaşatmak bizim elimizde.

Arada bir durup dizimizdeki o eski yara izine bakmak, çocukluk arkadaşımızı arayıp "Hatırlıyor musun?" diye başlamak, ruhumuza yapılacak en güzel yatırımdır. İçinizdeki o sokakta koşturan çocuğu asla tamamen büyütmeyin.

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları