Hayatın Tozu İçinde Saklı Mücevher
Hayatın karmaşasında yorulduğunuzda kaçmak yerine durup bakın. Çünkü en değerli inciler, en zorlu anların içinde saklıdır.
Hayat her zaman umduğumuz kadar berrak ve akışkan olmayabiliyor. Bazen kendimizi bir çıkmazın içinde, adımlarımızın ağırlaştığı bir yorgunlukta buluveriyoruz. Hani o meşhur sözde dendiği gibi; bir "bataklığın" tam ortasında... İlk refleksimiz, oradan bir an önce kaçıp kurtulmak, üzerimize bulaşan o yabancılık hissini hemen silip atmak oluyor.Ancak bilgeler der ki; "Bataklıktaysan inci bulmadan çıkma." Bu, aslında yorgun ruhumuza verilmiş bir şefkat telkinidir. Eğer yolunuz sizi zorlu bir patikaya, tozlu bir alana ya da dipsiz bir sessizliğe düşürdüyse; orada geçirdiğiniz vaktin bir anlamı olmalı. Sırf "geçti gitti" demek, o süreçte harcadığınız kalbinize ve emeğinize haksızlık değil mi?Bataklığın ortasında inci aramak, aslında o karanlık anın içindeki ışığı fark etme çabasıdır. Bazen bir hatadan aldığınız o yumuşacık ders, bazen sabretmenin ruhunuzda açtığı o zarif çiçek, bazen de kendi gücünüze duyduğunuz o sessiz güvendir inci. Çamurun içinde parlayan o küçük değer, aslında sizin o zorluktan ne kadar büyüyerek çıktığınızın nişanesidir.Zor zamanlar, bizi sadece yormak için gelmez; bizi kendimizle tanıştırmak, kalbimizi cilalamak için de gelir. İstiridyenin içindeki inci de, aslında bir rahatsızlığın, bir "yaranın" ürünüdür. Demek ki, bizi zorlayan ne varsa, içinde bir güzellik taşıma ihtimaline de sahiptir.Eğer bugün kendinizi biraz ağırlaşmış, biraz yorulmuş hissediyorsanız; kaçmaya çalışırken o güzelim inciyi orada unutmayın. Sizi siz yapan, o derinliklerden çekip çıkardığınız bilgeliktir.Çamur geçer, yorgunluk diner; ama elinizde tuttuğunuz o inci, ömür boyu sizinle kalır.
Yorum Yazın