Özlem Baysal
Özlem Baysal

Korkuyla Yol Arkadaşlığı: Kendi Işığını Bulmak

Yayınlanma: 02 Haziran 2026
219 Görüntüleme
Korkuyla Yol Arkadaşlığı: Kendi Işığını Bulmak

Korkuyla Yol Arkadaşlığı: Kendi Işığını Bulmak

Hayat, bizi bazen en büyük hayallerimizin hemen yanında duran o belirsizlik sisinin içinde bırakır. Başarısızlık korkusu, yanlış anlaşılan eleştiriler veya konfor alanımızın o tanıdık sıcaklığını kaybetme endişesi... Hepsi insani, hepsi doğal. Birçoğumuz, hayallerimize doğru ilk adımı atmak için içimizdeki o çekingen sesin tamamen susmasını, korkunun omuzlarımızdan tamamen kalkmasını bekleriz. Ancak belki de o sesin susmasını beklemek, aslında kendi hikayemizi yazmayı ertelemekten başka bir şey değildir.Mark Twain’in o bilgece ifadesiyle; "Cesaret, korkunun olmaması değil, korkuya rağmen bir şeylerin yapılabileceğine olan inançtır." Gerçekten iz bırakan insanlar, hiç korku hissetmeyenler değildi; onlar sadece korkunun varlığını bir engel olarak değil, yolculuklarının doğal bir parçası olarak kabul edenlerdi. Dizlerinin titrediği anlarda bile içlerindeki o ışığı takip etmeyi seçenlerdi. Korku, bizi korumak için oradadır; bizi durdurmak için değil. Cesaret ise, bu korkuyu dışlamak değil, ona "Seni görüyorum ama yine de devam ediyorum" diyebilmektir.Bugün, omuzlarınızdaki yükü bir zayıflık gibi taşımak yerine, onu sadece yanınızda yürüyen bir yol arkadaşı olarak kabul etmeye ne dersiniz? Adım atmak için korkusuz olmayı beklemenize gerek yok. Sadece, içinizdeki o sessiz inancın, korkunuzun sesinden biraz daha güçlü olmasına izin vermeniz yeterli. Çünkü hayat, korkularınızla mücadele ettiğinizde değil, onlarla barışıp kendi yolunuzda yürümeye devam ettiğinizde genişler ve güzelleşir.Zaman, genellikle beklediğimiz o 'mükemmel anı' bize altın tepside sunmaz. Çoğu zaman en büyük atılımlar, kendimizi en hazır hissettiğimiz anda değil, tam tersine en çok çekindiğimiz anların hemen ardından gelir. O anlarda kendinize şu soruyu sorun: "Eğer korkum şu an yanımda olmasaydı ne yapardım?" Bu soru, korkuyu bir engel olmaktan çıkarıp, size aslında neyi ne kadar çok istediğinizi hatırlatan bir rehbere dönüştürür.Bugün, omuzlarınızdaki yükü bir zayıflık gibi taşımak yerine, onu sadece yanınızda yürüyen bir yol arkadaşı olarak kabul etmeye ne dersiniz? Adım atmak için korkusuz olmayı beklemenize gerek yok. Sadece, içinizdeki o sessiz inancın, korkunuzun sesinden biraz daha güçlü olmasına izin vermeniz yeterli. Çünkü hayat, korkularınızla mücadele ettiğinizde değil, onlarla barışıp kendi yolunuzda yürümeye devam ettiğinizde genişler ve güzelleşir. Unutmayın; büyük bir hikaye, küçük bir korkuya rağmen atılmış büyük bir adımla başlar.

Yorum Yazın

Yazarın Diğer Yazıları